Göz sağlığı, genel vücut sağlığımızın en net aynasıdır ve sklerada (gözün beyaz kısmı) meydana gelen renk değişimleri genellikle sistemik bir sorunun habercisidir. Tıbbi literatürde “ikter” olarak adlandırılan gözde sarılık, kanda bilirubin seviyesinin yükselmesiyle ortaya çıkan ve ciddiye alınması gereken bir semptomdur. Sadece estetik bir sorun olmayan bu durum, karaciğerden safra kesesine kadar pek çok organın işleyişi hakkında ipuçları verir. Bu rehberde, sarılığın fizyolojik mekanizmasını, altında yatan hastalıkları ve tedavi süreçlerini detaylıca inceleyeceğiz.
Gözde Sarılık Neden Olur?
Gözde sarılık neden olur sorusunun temel cevabı, vücutta oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin parçalanması sonucu ortaya çıkan “bilirubin” maddesinin kanda aşırı birikmesidir. Normal şartlarda karaciğer tarafından işlenip vücuttan atılması gereken bu sarı pigment, karaciğer işlevini yerine getiremediğinde veya safra kanalları tıkandığında dokulara sızar. Gözün beyaz kısmı (sklera), bu pigmenti tutmaya çok müsait olduğu için ilk belirtiler genellikle burada görülür.
Bilirubinin Vücuttaki Yolculuğu
Vücudumuz sürekli olarak eskiyen kan hücrelerini yıkar ve yerine yenilerini koyar. Bu yıkım sırasında ortaya çıkan sarı renkli atık madde bilirubindir. Sağlıklı bir metabolizmada karaciğer bu maddeyi safra yoluyla bağırsaklara gönderir ve dışkı yoluyla atılmasını sağlar. Ancak, karaciğerde iltihaplanma (hepatit), siroz veya enzim eksiklikleri varsa bu döngü bozulur. Kanda serbest dolaşan bilirubin, göz akına yerleşerek o karakteristik sarı rengi oluşturur.
Karaciğer ve Safra Hastalıkları
Sarılığın en yaygın suçlusu karaciğer fonksiyon bozukluklarıdır. Hepatit virüsleri (A, B, C), aşırı alkol tüketimine bağlı karaciğer hasarı veya karaciğer yağlanması, organın filtreleme yeteneğini azaltır. Bunun yanı sıra, göz içinde sarılık oluşumunun mekanik bir nedeni de safra taşı veya tümörlerin safra kanalını tıkamasıdır. Safra bağırsağa akamadığında geriye doğru basınç yapar ve kana karışır.
Göz Beyazında Sarılık Hangi Hastalıkların İşaretidir?
Göz beyazında sarılık, genellikle karaciğer hastalıklarıyla ilişkilendirilse de pankreas kanseri, hemolitik anemi (kan hücrelerinin normalden hızlı yıkılması) ve Gilbert Sendromu gibi genetik durumların da habercisi olabilir. Ayrıca, sıtma veya orak hücreli anemi gibi spesifik kan hastalıkları da kırmızı kan hücrelerinin aşırı yıkımına yol açarak göz akının sararmasına neden olan faktörler arasındadır.
Hemolitik Anemiler
Vücut, kırmızı kan hücrelerini üretim hızından daha hızlı bir şekilde yok etmeye başlarsa karaciğer bu aşırı bilirubin yüküyle başa çıkamaz. Bu durum “hemolitik anemi” olarak bilinir. Bağışıklık sistemi bozuklukları veya bazı ilaçların yan etkileri bu süreci tetikleyebilir. Sonuç olarak, karaciğer sağlıklı olsa bile kapasitesi aşıldığı için gözlerde sararma meydana gelir.
Gilbert Sendromu
Toplumda sıkça rastlanan ancak genellikle zararsız olan Gilbert Sendromu, karaciğerin bilirubini işleme kapasitesinin genetik olarak düşük olmasıdır. Bu kişilerde stres, uykusuzluk, uzun süreli açlık veya ağır egzersiz sonrasında geçici olarak göz beyazında hafif sararmalar görülebilir. Genellikle tedavi gerektirmeyen bu durum, rutin kan testlerinde tesadüfen fark edilir.
Göz Bebeğinde Sarılık Olur mu?
Tıbbi olarak göz bebeğinde sarılık oluşumu mümkün değildir; çünkü sarılık, gözün şeffaf olmayan beyaz dokusunda (sklera) birikir. Ancak halk arasında, göz merceğinin yaşa bağlı olarak matlaşması ve renginin sarımsı-kahverengi bir hal alması (katarakt) bazen yanlışlıkla bu şekilde ifade edilebilir. Eğer gözün tam ortasındaki siyah kısım veya arkasındaki lens sararıyorsa, bu durum sistemik sarılıktan ziyade bir göz hastalığına işarettir.
Katarakt ve Renk Değişimi
Yaş ilerledikçe göz içi lensi şeffaflığını kaybeder ve sertleşir. Nükleer katarakt adı verilen türde, lensin merkezi sarı veya kahverengi bir renk alabilir. Bu durum hastanın dünyayı sanki sarı bir filtrenin arkasından görüyormuş gibi algılamasına neden olur. Yani burada dışarıdan görünen bir sarılıktan çok, görüş kalitesindeki ve lens yapısındaki bir değişim söz konusudur.
Göz İçinde Sarılık: Pterjium ve Pinguecula
Bazen hastalar tüm gözün sararmasından değil, sadece belli bir bölgedeki sarı lekelerden şikayet eder. Göz içinde sarılık olarak tarif edilen bu durum, genellikle güneş ışığına, toza ve rüzgara maruz kalma sonucu konjonktiva tabakasında oluşan iyi huylu büyümelerdir. Pinguecula (gözde yağ bezesi) veya Pterjium (kuş kanadı), gözün beyaz kısmında kabarık sarı noktalar şeklinde kendini gösterir ve sistemik sarılıkla karıştırılmamalıdır.
Lokal Sarı Lekelerin Nedenleri
Bu tip lokal sararmalar, karaciğerle ilgili değildir. Genellikle açık havada çok zaman geçiren, güneş gözlüğü kullanmayan veya tozlu ortamlarda çalışan kişilerde görülür. Göz yüzeyindeki doku kalınlaşması sarımsı bir renk alır. Eğer bu doku korneaya doğru ilerlerse (Pterjium), görme alanını bozabilir ve cerrahi müdahale gerektirebilir. Ancak sadece beyaz kısımda kalan sarı lekeler (Pinguecula) genellikle suni gözyaşı damlalarıyla yönetilir.
Gözdeki Sarılık Nasıl Geçer?
Gözdeki sarılık nasıl geçer sorusunun tek bir cevabı yoktur; tedavi tamamen altta yatan nedene bağlıdır. Eğer sorun hepatit kaynaklıysa antiviral ilaçlar ve istirahat, safra kesesi taşından kaynaklanıyorsa cerrahi müdahale veya anemi kaynaklıysa kan değerlerini düzenleyici tedaviler uygulanır. Sarılık kendi başına bir hastalık değil, bir sonuç olduğu için gözü beyazlatmaya yönelik kozmetik damlalar kullanmak sorunu çözmez, aksine teşhisi geciktirir.
Tıbbi Tedavi Yöntemleri
- Enfeksiyon Tedavisi: Hepatit A, B veya C tespit edilirse, enfeksiyon hastalıkları uzmanının belirleyeceği ilaç protokolü uygulanır.
- Cerrahi Müdahale: Safra kanallarını tıkayan bir taş veya tümör varsa, endoskopik yöntemlerle (ERCP) veya açık ameliyatla tıkanıklık giderilir. Kanal açıldığında bilirubin normal yolla atılmaya başlar ve göz rengi normale döner.
- Anemi Tedavisi: Demir takviyeleri veya bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlarla kan yıkımı durdurulmaya çalışılır.
Beslenme ve Yaşam Tarzı Değişiklikleri
Tedavi sürecini desteklemek için karaciğeri yoran gıdalardan uzak durmak şarttır. Alkol tüketiminin tamamen kesilmesi, yağlı ve işlenmiş gıdalardan kaçınılması karaciğerin iyileşme sürecini hızlandırır. Bol su tüketimi, toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur. Ayrıca enginar ve deve dikeni gibi karaciğer dostu besinlerin diyete eklenmesi, enzimlerin dengelenmesine katkı sağlayabilir.
Ne Zaman Doktora Başvurmalı?
Gözlerinizdeki sararma aniden başladıysa ve buna karın ağrısı, ateş, halsizlik veya kaşıntı eşlik ediyorsa vakit kaybetmeden bir dahiliye veya gastroenteroloji uzmanına başvurmalısınız. Özellikle idrar renginin koyulaşması (çay rengi) ve dışkı renginin açılması (camcı macunu rengi), safra kanalı tıkanıklığının çok güçlü belirtileridir.
Unutulmamalıdır ki, gözde sarılık ihmal edilmemesi gereken sistemik bir alarmdır. Erken teşhis, karaciğer yetmezliği gibi geri dönüşü zor tabloların önlenmesinde hayati önem taşır. Gözlerinizdeki ışıltıyı geri kazanmak, iç organlarınızın sağlığına kavuşmasıyla mümkündür.
